HRANT DİNK’in katledilişinden beş sene sonra biten mahkemeden vicdanlara ağır gelen, adalet ile bağdaşmayan bir karar çıktı. Karara göre Hrant Dink’i öldürenler hiçbir yerden emir almamış, kendi başlarına Hrant Dink’i hedef olarak belirlemiş ve öldürmüşlerdi. Hrant Dink’in öldürülmesinden önce yaşananlar, sonrasındaki olaylar ve mahkemenin gidişatı, yaşanan bu olayın münferit bir hadise olmadığını apaçık belli ediyordu. Bu olayın öncesi ve sonrası ve mahkeme sürecini ziyade Türkiye’de Gayrimüslimlerin dünden bugüne yaşadıklarıyla birlikte Hrant Dink’in öldürülmesi ve mahkeme sonuçlarını değerlendireceğim.
Türkiye’de Gayrimüslim olmak hiçbir zaman kolay olmadı. Tek parti diktası ya da çok partili dönem fark etmeksizin, kimi zaman halkın bizzat içerisinde olduğu, kimi zaman devlet eliyle uygulanan politikalar henüz yakın geçmiş diyebileceğimiz 1950’lerde üçte biri Gayrimüslim olan İstanbul’u, bugün Gayrimüslimlerin yaşam alanlarının birkaç mahalleyle sınırlı olduğu hale geltirdi.
Büyük ölçüde Gayrimüslimlerin zarar gördükleri 1934 Trakya Olaylarına ve 6-7 Eylül Olaylarına halk bizzat katılırken, 20 Kur’a askerlik, Varlık Vergisi ya da mübadeleler devlet eliyle uygulandı.
6-7 Eylül olaylarında Gayrimüslimlerin mallarını yağma ve talan eden kişiler birkaç sene sonra beraat ettirilmiş, tutukluluk süresince de dışarıda serbestçe gezebilmişlerdi. Zararları tanzim edileceği söylenen Gayrimüslimlere tazminat ödenmemiş, sadece yardım kampanyası yapılmış ve tazminat istemeyen şirketlerin isimleri gazetelere basılmıştır. Tabiatıyla bu, topluluk üzerinde farklı bir baskı yaratmıştı.
Varlık Vergisi uygulamasında nasıl Gayrimüslimlere ayrımcılık yapıldığını anlatan eski İstanbul Defterdarı Faik Ökte vatan haini ilan edilmişti.
20 Kur’a askerlikte caddelerden kimlik kontrolüyle toplanan ve kendilerine bir asker üniforması dahi verilmeyen Gayrimüslimler, çöpçü kıyafeti olduğu rivayet edilen kıyafetlerle Almanya’daki Yahudilerin başına gelenlerin kendilerinin de başına geleceği korkusuyla amelelik etmişlerdi.
Bunun gibi pek çok adaletsiz uygulamayla karşılaşan Gayrimüslimler doğup büyüdükleri topraklardan ayrılıp kendilerine yeni yurtlar bulmak zorunda kaldı.
Hrant Dink’in öldürülmesinin ve ardından yaşanan olayları değerlendirmek için henüz erken ve umarım bu karar Yargıtay tarafından bozulur, cinayet bütün bağlantılarıyla ortaya çıkarılır.
Yine umuyorum ki bundan yirmi sene sonra Hrant Dink’in katli, Malatya’daki misyonerlerin öldürülmesi, Trabzon’da Rahip Santoro cinayeti inşallah yukarıda saydığım olaylarla birlikte Türkiye’nin devamlılık gösteren politikaları arasında sayılmaz, hatta Türkiye’nin Gayrimüslim politikalarının değiştiğini gösteren bir örnek olur.
0 comments:
Yorum Gönder