UZUN ZAMANDIR roman okumaya fırsatım olmamıştı. Hem editörlüğün zorunlu kıldığı sürekli okuma hali hem de derslerin zorunlu okumaları ayaklarımı uzatıp tashih ve düşük cümle aramadan okumaya müsaade etmemişti. Kelimelerin sonunu görmeden onları tamamlamak ve kitabın arasına parmağını koyup hayaller kurmak ne büyük saadet.
Sözü fazla uzatmadan uzun bir aradan sonra okuduğum iki romandan bahsetmek istiyorum. Biri Timaş Yayınları tarafından tekrar basılan Leyla İpekçi’nin ilk romanı Maya. Diğeri ise Ahmet Ay’ın yazdığı Esen Kitap’ın yayınladığı Gariplikler Pusulası.
Önce Gariplikler Pusulası’ndan başlayalım. Bu kitap Ahmet Ay’ın ilk romanı. Bu yüzden biraz da yazarından bahsetmek gerekir. Aslında Ahmet Ay anlı-şanlı çok satan yazarların kitaplarının düşük cümlelerini düzelten, fazlalıklarını atan, mantık örgüsüne aykırı şeyleri derleyen (editör olduğunu anladınız değil mi?) ve şimdiye kadar çok fazla göz önüne çıkmamış bir isim. Ama her kötü yazar editörü yazarlığa teşvik edermiş düsturunca artık kendisi de kitaplarıyla boy göstermeye başlıyor. Sanıyorum ki yakında birkaç eserini daha kitapçılarda göreceğiz.
Gariplikler Pusulası’na gelince, kitabın kapağının hakkını vermek gerek. Hakikaten etkileyici bir tasarımı var. Muhtevaya gelince Maya ile aynı hızda okuduğumu söyleyemeyeceğim. Ancak özellikle ilk kırk sayfadan sonra insanda merak duygusu oluşturduğu kesin. Bazen romanlar böyledir. Hemen alışamazsınız birbirinize biraz zaman gerekir. Kitabın ortalarına geldiğinizde ise sayfalar adeta nehir olup akıyor. Aslında bu roman bir romanın seks, cinayet, entrika içermeden de sürükleyici olabileceğinin en güzel göstergesi. Kitabın sonunda ise okuyucularını büyük bir sürpriz bekliyor.
Maya’nın ödüllü bir çalışma olduğunu en başta belirtmek gerek. Aslında kitabı okuma sebebim en başta bahsettiğim meslek ve eğitim dışı bir okuma değildi. Leyla Hanım ile görüşecektik ve hakkında bilgi sahibi olmam gerekiyordu. Bu noktada yapılacak en iyi iş muhatabınızın yazdıklarını okumaktır. Ben de öyle yaptım ve Maya’ya başladım. Bir akşam vakti biraz gönülsüz başlayan süreç ertesi sabah biraz erken kalkıp kitabı bitirmemle sona erdi. Kitabın akıcılığı ve sürükleyiciliği konusunda sanırım bu dediklerim yeterli. Bu kitabın tekrar Timaş tarafından basılması yerinde olmuş. İlk olarak Zaman gazetesindeki yazılarıyla tanıdığım Leyla İpekçi sanıyorum kısa süre içerisinde bunaltıcı siyasetten kendini kurtararak okuyucunun ruhuna dokunan yazılarıyla devam edecek.
Bu iki kitabı okumanızın yanında bir de Metin Karabaşoğlu ile birlikte yaptığımız ve Leyla İpekçi’nin konuk olduğu radyo programını (Entelektüel Bakış) dinlemenizi öneririm. İnsana huzur veren ve zaman zaman hatırlamakta güçlük çektiğimiz fıtri güzellikleri ortaya çıkaran bir programdı. Keşke reklam aralarını da dinleyebilseydiniz.
0 comments:
Yorum Gönder