18 Ekim 2008 Cumartesi

Her şeyde bir hayır var mıdır?

Ülkemizde her gün yeni olaylarla karşılaşıyoruz bunların bazıları üzücü bazıları sevindirici. Ama kimi olaylar zahiren kötü olsa da iyi sonuçlar doğurabiliyor. Bunun en bariz örneği en son gerçekleşen Aktütün baskını oldu.

Aktütün baskınının görünüşüne bakarsak eğer 17 tane şehit vermişiz daha fazla gazimiz var. Bu haberlerin hepsi yüreğimizi yaktı, bizleri yasa boğdu. Ama bu baskının nasıl olduğuna ne zaman olduğuna sakin bir kafayla bakabilirsek eğer görebileceklerimiz hayırlara vesile olacak şeyler.

Bir kere bu saldırı ile birlikte askeriyenin kendi üstüne düşen görevlerini yeterince yerine getirmediği anlaşıldı. Karakolun konumu, istihbarat konusunda yapılan ihmaller ya da hava kuvvetleri komutanın baskın sırasındaki ve baskından sonraki hali bu konunun bariz örnekleri. Bu konuda medya da neredeyse bir mutabakat var ve bu konu tartışılmakta. Aslında benzer ihmaller Dağlıca baskınında da vardı ama bu kadar öne çıkmamıştı çünkü o ilkti Aktütün ikinci oldu. Yani artık mızrak çuvala sığmaz oldu.

Şimdi olayın olumlu ne gibi sonuçlar doğurabileceğine bakarsak eğer askeriyeyi Türkiye’de tartışmak kolay değildir. Yanlışta anlaşılan bir konu var askeriyenin tartışılması askeriyeyi her zaman yıpratacak diye bir kaide yoktur sürekli olarak aynı meslekte bulunan insanlarda belli bir müddetten sonra mesleki körlük ortaya çıkar yani olaylara farklı açıdan bakma veya farklı çözümler bulma yetisini kaybeder. Askeriye eğer gelen eleştirileri bunlar bizi yıpratmak istiyor yerine sağlıklı bir gözle değerlendirebilirse çok ders çıkaracakları açık. Daha korunaklı karakollar, mesleği asker olan insanların bu tarz görevlerde bulunmaları gibi…

Bu üzücü olayın ikinci bir olumlu olabilecek sonucu ise bundan Türkiye’de ordunun konumunun daha kolay eleştirilebilmesidir. Yani artık ordunun yerli yersiz siyasi açıklamaları ya da harcamaları daha kolay gündeme gelecektir. Ordunun Milli Savunma Bakanlığına bağlanmasını ya da harcamalarının sivillerin kontrolü altına alınması tartışması vatan hainliği ya da vatanperverlik noktasından daha sağlıklı bir tartışma alanına girecektir. Hoş ben yine de tartışmaların bundan önce ki benzer noktalarda kalacağını düşünüyorum nasıl Dağlıca unutulduysa Aktütün’de unutulacaktır ama yine de birilerinin hatırlayacağını ve hatırlatacağını düşünüyorum.

Şimdi bir de bu saldırının zamanlamasına bakalım ve Dağlıca baskını ile ilgili benzerliklerini düşünelim. Aktütün saldırısı Balıkesir’de yaşanan üzücü olayların üzerine geldi. Dağlıca’da tam Dtp binalarının taşlandığı bir zamanda olmuştu. Şimdi her şehide 5 Dtp’li diyenler var o zaman da benzer şeyler vardı. İki baskında seçim arifesi olması tesadüf sayılamaz bence. Dağlıca baskınından sonra K.Irak’a girelim diyenlerin yine aynı şeyleri söylemesi trajikomik…

Sonuç olarak ülkemizde Bülent Ersoy gibi “Oğlum olsa askere göndermem” diyenler artıyor, askerliği gereksiz olarak görenler artıyor. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken konu bu. Her Türk asker doğardan nasıl bu konuma geldik. Bence normalleşmeye başlıyoruz, sivilleşiyoruz…

Son olarak Ertuğrul Sağlam bildiğiniz üzere istifa etti ve herkes bu istifayı alkışladı. Konumuzla ilgisi bunun ne diyebilirsiniz ama bazen gitmek kalmaktan daha iyidir. Hem kurumunuzu daha fazla yıpratmamak adına hem de kendinize daha fazla sıkıntıya sokmamak adına istifa etmek en doğru adım olabilir eğer şimdi bir kelle verilmezse ileride daha çok başlar verilebilir. Anlayan anladı…

M. Akif Memmi

0 comments: