Gazetelerimiz yine çok önemli bir haberi kaçırdılar bu haber hatta geçen sefer yakaladığım irticai faaliyetlerden bile önemli. Efendim bizim üniversite öğrencilerimiz çoktan beri Amerika’nın emperyalist sömürgeci emelleri çerçevesinde ismi Work and Travel olan ama içeriği zeka küpü geleceğimiz olan gençlerimizi çok ucuz fiyatlara çalıştırmak ve ondan sonra da kazandıkları 3-5 kuruşu yine Amerika içerisinde harcamalarını sağlamak olan bir programa katılmaktalar. Her ne kadar bu program benim midemi bulandırsa da daha da kötüsü meydana gelmiş. Artık Amerika öğrencilerimizi sömürmekle kalmayıp dinlerini de değiştirmeye uğraşıyorlar. Bakınız YMCA (Youth Men’s Christian Association ) bunlar Türk öğrencileri hem yanlarında çalıştırıyorlar ucuza hem de kiliseye davet edip akıllarını çelmeye çalışıyorlarmış. Bu örgütün amacı da Hıristiyanlık düşüncelerini hayata uyarlamakmış. Durum vahim anlayacağınız…
***
Evet, aşağı yukarı 2 haftadır Amerika’da farklı bir tecrübe yaşıyoruz. Bunun ışığında birkaç değerlendirmemi paylaşacağım. Tabi bu değerlendirmelerim daha çok kaldığım yerle ilgili olacağından ve burada ki izlenimlerimden oluşacağından bütün Amerika’ya genellemek doğru olmayabilir.
İlk olarak yurtdışına çıkınca insanın kendi ülkesine bakış açısı nasıl oluyor ve neler değişiyor konusuna değineceğim. Benim gibi günde 10-15 köşe yazısı takip eden 3-5 bloğa bakmadan uyumayan biri için kendi ülkemden çok uzağa gitmek oldukça ilginç oldu. Artık sadece güncel yazılardan ziyade daha geniş perspektifli yazıları okumaya çalışıyorum. Bunun bir sebebi burada sabah olunca Türkiye’de akşam olması da olabilir çünkü buradan önemli diye baktığınız bir haber Türkiye’de çoktan gündemden düşmüş oluyor. Bir de insan daha çok bizim ülkemizin neyi eksik ki buralardan geri kalmış diye düşünüyor insan bunun nedenini daha çok güncel olaylara değil devamlılığı olan olaylara, kurumlara bakarak çıkarılabilineceğini düşünüyorum. Bu sebeplerden dolayı güncelden uzaklaştım ister istemez. Bir de tabi buradan ne alınıp Türkiye’de satılır ya da Türkiye’den ne getirilir düşüncesi var ki o yazımın konusu değil…
Tanıştığım Amerikalılara genelde şu soruları sordum; Türkiye hakkında ne duydunuz? ne biliyorsunuz? Gelecek seçimler de Obama’yı mı? Yoksa Mc Cain’i mi? destekleyecekleri konusu ve Irak, İran hakkında ne düşündükleri. Genelde Türkiye bilgileri çok zayıf en fazla 2-3 kelime Müslüman, İstanbul gibi…
İkinci soruma aldığım cevap ise biraz beni şaşırttı. Kaldığım yerde genelde Hıristiyan muhafazakârlar var. Şuana kadar konuştuklarımın biri dışında hepsi Obama’yı destekliyor. Obama’nın Demokrat aday olduğunu ve daha liberal olduğunu hatırlatayım. Muhafazakârların Obama’yı oldukça şiddetli bir şekilde desteklemesi bana garip geldi. Mc Cain’i destekleyen sadece bir kişi ile karşılaştım ama tabi bu amca görmüş geçirmiş 70 yaşında biriydi. Obama’nın siyahları aşırı sevdiğini bunun beyazlar için tehlike olabileceğini, tecrübesiz olduğunu, vergileri artırıp fakirlere para dağıtacağını bunun yüzünden artık para kazanmanın zorlaşacağını hatta bizlerin bile bir daha Amerika’ya gelmeyeceğini söyledi. Ayrıca Bush yönetimini beğendiğini onun teröristlerden Amerika’yı kurtardığını ve tarihin onun hakkını vereceğini söyledi. Hatta eğer Obama seçilirse Amerika’nın büyük bir hastalığa yakalanacağını da ekledi.
Obama’yı destekleyenler daha ziyade onun siyah olmasından ve fakirlerle birlikte çalışmasından babasının Bush gibi zengin olmamasından bahsettiler. Ayrıca kürtaj konusunda Obama’nın liberal tutumu da gençleri etkiliyor gibi. Türkiye’de ki başörtüsü tartışması burada ki kürtaj tartışması gibi.
Amerika’daki gündem şimdilik böyle şimdi de birazcık Türkiye gündemine bakalım;
İkinci büyük gözaltı furyası dün yaşandı. Birincisinde olduğu gibi yine dokunulmaz denen bazı önemli insanlar gözaltına alındı. Hukuk çok önemli bir köprüden geçiyor. 367, başörtüsü kararı, Ergenekon ve kapatma davası buna tabi F. Gülen Hoca ile ilgili kararı eklemek mümkün. Bütün bunlardan sonra çıkan sonuçlar kimseyi memnun etmeyecek sonuçlar oldu ve muhtemelen olacak. Acilen hukukun önemini kavramamız lazım hukuk demokrasi herkese lazım olan şeylerdir. Bugün güçsüz olanlar yarın güçlü olup aynı kanunlara göre sana haksızlıklar yapabilirler. Hukuk haksızlıkları önleme kurumudur. Mahkemelerin her verdiği karar doğru olacak veya hakkı gözetecek diye bir şey yok. Bugün mahkemeler darbe planladıkları için birilerini cezalandırabilir bu doğru bir karar olur ama bu karar başka bir mahkemenin bir partiyi kapatmasını meşrulaştırmaz ya da birilerini hakkı gözeterek beraat ettiren mahkeme başkalarını mahkûm ederse bu doğru olacak diye bir şey yoktur.
Bu arada Ufuk Uras ve DTP’li milletvekillerini tebrik ediyorum. Sanıyorum bu hafta darbe girişimcilerinin hesabını sormak için meclise önerge verecekler. Bu geçtiğimiz hafta ki darbelere karşı yürüyüşten sonra ikinci bir milat olucak.
Benim şuana kadar anladığım en önemli şey Amerika’ya gelince ne kadar önemsiz şeylerle uğraştığımız oldu ülkemizde. Buradakilere biraz kendi ülkemizin siyasi durumundan bahsedince ağızları açık pek fazla bir şey anlayamadan dinliyorlar. Güzel günler görürüz inşallah…
M. Akif
0 comments:
Yorum Gönder