30 Mayıs 2008 Cuma

Hürriyet’in pas geçtiği manşet!



İki gündür sabırla beklemekteyim her sabah erkenden Hürriyet Gazetesini alıp büyük bir umutla önce manşetine sonra da acaba deyip iç sayfalara bakıyorum ama nafile demek ki laik demokratik Türkiye’mizin yılmaz savunucusu Hürriyet ya yeteri kadar iyi çalışmıyor ya da bir satılmışlık söz konusu.

Artık daha fazla bekleyemeyeceğim. Her Atatürkçü laik Türk vatandaşı olarak asli vazifemi yerine getirerek bu olayı ben kamuoyuna açıklayacağım.

Efendim Pazar günü bir kamu kuruluşunun açılışına davetliydim. Pek görüşlerimiz birbirini tutmasa da bu arkadaşımın davetini kıramadım zaten son yurt dışından kapatma davası aksine gelen görüşler canımı sıkmış biraz hava alırım diye düşünmüştüm. Hem zaten ulu önder İstikbal göklerdedir dememiş miydi? Bu kurumumuz gurur verici teknolojik altyapıya sahip genç cumhuriyetin çağdaş kurumlarından biriydi.

İşte ben bu düşüncelerle kahvaltı ve öğle yemeği şeklinde olacak açılışa giderken olaylar hiçte tahmin ettiğim gibi gerçekleşmedi.

İlk girişte zaten belliydi bir gariplik olduğu etrafta gereğinden fazla kapalı kadın vardı. İlk gördüğümde herhalde temizlikçilerdir diye düşünmüştüm ama bunlar ciddi ciddi açık büfede tabaklarını dolduruyorlardı. O an tam ya burası kamusal alan değil mi diye arkadaşıma soracakken o da ortalıktan kayboldu. Bir yandan da karnım oldukça açtı mecburi sıraya girdim. Önümdekiler tabaklarını hamur işleriyle doldurmaktaydılar. Bunlar zaten fazla et yiyemedikleri için böyleler diye söylemişti bir arkadaşım demek ki hakikaten öyleymiş.

Neyse biran önce bir şeyler yiyeyim üzerine hafif bir şeyler içeyim ayrılırım diye düşündüm. Bir yandan da gözlerim kameramanları arıyordu. Hürriyet, Cumhuriyet ya da Vatan bu haberi pas geçmezdi herhalde.

Tam karnımı doyurdum içecek hafif bir şeyler ararken Cumhuriyetimizin en önemli çağdaşlık göstergesi olan alkollü içeceklerin yer almadığını gördüm masalarda aslında biran garsonlara sormak geldi aklıma ama biraz da korkmuştum. Bu kadar dincinin arasında yani düpedüz mahalle baskısına uğramıştım biran ağlamaklı oldum ama sonra Gazi’nin gençliğe hitabesi aklıma geldi ve pes etmemeye karar verdim ve olayların nereye varacağını izlemeye devam ettim.

Biraz telefonumdan 10. yıl marşını dinledim bu bana biraz moral oldu. Tabi dinlerken kimseye çaktırmadım telefonla konuşur gibi yapmıştım.

Birden ortamda haremlik selamlık bir biçimde oturan erkekler hareketlendi.

İnanamıyordum…

Yemekten sonra göbeklerini kaşıya kaşıya çimlerde oturanlar şimdi üzerlerindekileri çıkarıp top oynamaya başlamışlardı. Kıllı ayı benzetmesinin ne kadar doğru olduğunu düşündüm biraz biraz keyiflenmiştim.

Ama asıl şok olacağım olay henüz gerçekleşmemişti. Tesisin açılışı için kesilen kurdele dualar eşliğinde kesilmişti. Biran kamusal alanda bu kadarı fazla diye bağıracaktım ki yine o mahalle baskısını yaşadım bana bir kadeh içki içme özgürlüğü vermeyen zihniyet şimdi de laikliği zedeleyen uygulamalarına karşı çıkmamı engelliyordu.

Ben artık biran önce gitmeyi beklerken yeni bir şey keşfetmiştim. Evrak arşiv odası tabelası olan bir odaya gereğinden fazla giriş çıkış oluyordu meğersem orayı da lavaboyu kullanmaya gittiğimde fark ettim ki mescit haline getirmişler. Bu kadarı fazlaydı biran önce bu ortamdan ayrılmalıydım. Arkadaşımı zor zahmet bulduktan sonra kendimi iyi hissetmediğimi bahane ederek gitmeye razı ettim.

A ke penin kapatılmasının ne kadar önemli olduğunu iyice kavramıştım. Bu parti mi tarikat mı ne olduğu belirsiz şey bir gün bütün açılışları dualar ile bütün evrak müdürlüklerini mescide çevirebilirdi. Hiç bu kadar yakından mahalle baskısı hissetmemiştim. Bunu biran evvel uzaktan tanıdığım olan anayasa mahkemesi üyesine yetiştirmeliydim. Kapatma davası için bir sebep daha çıkmıştı hatta tanık olarak beni dinleyebilirlerdi.


Bu olayların hangi kurumda olduğunu fotoğrafları ile birlikte hürriyet gazetesine ya da Tuncay Özkan'ın bizkaçparayız.com pardon bizkaçkişiyiz.com platformuna söyleyebilirim. Tabi uygun bir fiyat karşılığında Laik çağdaş Türkiye’yi korumak kolay değil. Yaşadığım mahalle baskısına mahsuben yanlış anlaşılmasın.



M. Akif

0 comments: