8 Şubat 2007 Perşembe

Darbenizi nasıl istersiniz?/ Ahmet Kekeç

Darbenizi nasıl istersiniz? 05/12/2006
AHMET KEKEÇ - STAR
HAYATIMA iki tam, bir yarım darbe girdi. Tamlar (12 Mart ve 12 Eylül) Emre Kongar ve Özdemir İnce gibi değerlerin ‘kötü darbe’ saydıkları emir-komuta zinciri içinde gerçekleştirilmiş iki güzide darbemizdi.
12 Mart yerine 9 Mart’ta kalkışılsaydı, muhtemelen Kongar ve İnce buna ‘iyi darbe’ diyecekti. ‘Bizim çocuklar’ erken davranamadığı için, boşluktan yararlanan ‘öteki çocuklar’ işi bitirdi ve dolayısıyla bu darbe, hiç tartışmasız kötü bir darbe oldu.
12 Eylül de kötü bir darbedir.
Çünkü ‘bizim çocuklar’ tarafından gerçekleştirilmemiştir. Bilakis, bizim çocuklara eziyet edilmiştir.
Kenan Evren Cumhuriyet’in ikinci sayfa yazarları arasında olsaydı, kalkıştığı işe Madanoğlu ve İlhan Selçuk gibi deneyimli cuntacıları bulaştırmayı akletseydi, 12 Eylül’ü de mutlaka ‘iyi darbeler’ kategorisinde anacaktık.
Nitekim, İlhan Selçuk ve türdeşleri, 12 Eylül’ün ilk aylarında, darbenin iyi mi kötü mü olduğunu kollamış, ‘kötü’ olduğuna hükmettikten sonra muhalefete geçmişlerdir.
27 Mayıs iyi bir darbedir...
Çünkü bizim çocuklar tarafından gerçekleştirilmiştir...
Gerçi ‘sürek avları’ düzenlenmiş, darağaçları kurulmuş, bir Başbakan ve iki Bakan hukukiliği tartışmalı bir mahkeme tarafından idam sehpasına gönderilmiştir ama, o kadar da olacaktır artık.
Ne demiş Danton?
‘Devrimin selameti için gerekirse 100 bin kelle feda edilir.’
Eh, biz de topu topu üç kelle feda ettik, ülkeyi ‘karşıdevrimciler’in elinden kurtardık.
28 Şubat yarımdır ama iyi bir darbedir.
Emre Kongar ve Özdemir İnce ‘iyi’ dediği için iyidir. Onlar ‘iyi’ demese de iyidir çünkü bizim çocuklar tarafından gerçekleştirilmiştir.
Diyeceksiniz ki, ‘Yarım da olsa bu darbeden tam netice istimal edilmiş; birçok parti, dernek, vakıf, okul, yurt kapatılmıştır; o halde bu darbeyi de ‘tamlar’ arasında zikredelim.’
Hadi öyle yapalım...
Bazıları ‘postmodern darbe’ (‘darbe ötesi’ yahut ‘darbemsi’) diyerek işi yumuşatmaya çalışıyor ama, 28 Şubat’ta gerçekleştirilen şey basbayağı darbeydi.
Evet, parlamento iskat edilmedi, ‘beklendiği üzere’ geniş tutuklamalar olmadı, ama, bir darbede yapılması gerekli herşey başarıyla yerine getirildi: Andıç’lar hazırlandı, çürütme kampanyaları düzenlendi, insanların özel hayatlarına girildi, gizli sansür ve yaptırım mekanizmaları devreye sokuldu.
Daha ne olacaktı?
Huzur ve sükun ortamı sağlandıktan sonra da, bildiğiniz gibi, ‘soygunlar’ başladı. ‘Bin yıl’ sürmesi öngörülüyordu ama, darbeye çanak tutan bazı sivillerin banka boşaltırken iş üstünde yakalanması süreci inkıtaya uğrattı.
Kongar ve İnce işte bu ‘vetire’ye iyi diyor.
Demek ki, darbelerin iyiliği ya da kötülüğü nerden bakıldığına bağlı olarak değişebiliyormuş.
Bir de, Ertuğrul Özkök gibi, nerden bakması gerektiğini bilmeyenler, daha doğrusu bulunduğu yeri şaşıranlar var.
Başkaldırıya ‘elveda’ demeden önce kıymetli Özkök’ümüz, 27 Mayıs’ı muhtemelen ‘iyi’ sayıyordu.
Kime, ne zaman, nerde, hangi enstümanlarla başkaldırdığını bilmiyorum ama, şimdilerde entelijansiyanın ‘iyi’ saydığı 27 Mayıs’a ‘kötü’, kötü olduğu neredeyse Allah’ın emri olan 12 Eylül’e ‘iyi darbe’ diyor.
Hiç kimse de çıkıp, ‘Bu ne utanç verici bir tartışmadır yahu! Darbelerin bu şekilde tasnif edildiği nerde görülmüş?’ demiyor. Diyemiyor.

0 comments: