8 Şubat 2007 Perşembe

Darbe votaka erir mi?/Engin Ardıç

Darbe votkada erir mi?
Engin Ardıç
Çok az satan ama burnundan da kıl aldırmayan bir gazetemizde 'darbe olur mu olmaz mı' konusu tartışılıyor...
Türkiye uzmanı olduğu söylenen ama Türkiye'de hiç tanınmayan bir Türk hanımın Ankara'da bazı 'iyi sıhhatte olsunlarla' yaptığı görüşmeler sonucunda vardığı 'gayrı bilimsel' bir yargı üzerine kopan gürültüyü hatırlayacaksınız. Amerikan gazete ve dergilerinde de yankı bulan, bizim burada da birçok kişiyi güldüren, birçok kişiyi de telaşa kaptıran bu değerlendirmeye göre, darbe olasılığı 'fifty-fifty' çıkıyormuş, yüzde elli-yüzde elli...
Türkiye'de darbelerin 'özgürce' oluştuğuna inanan ve bunları 'ilerici' bulan zavallılar da vardır. Bunlar bir darbe üzerine 'nihayet Atatürkçü reformlar yapılacak artık' diye sevinen gabilerdir. Genellikle ilk tutuklananlar listesine girip şaşırırlar ve küserler.
Lafı hiç eveleyip gevelemeye gerek yok, 'Türkiye'de darbe olur mu olmaz mı?' sorusunun yanıtı çok kısa ve çok kesindir:
Amerika isterse olur, Amerika istemezse olmaz.
Elbette o günkü Amerikan yönetiminin o yönde tercihini bile 'geniş spektrumlu' ve 'nüanslı' düşünmek gerekir. Bu, 'göz yummaktan' tutun da (1960), 'sıcak bakmaya' (1971), 'ortam yaratmaya' (1980) kadar değişebilir.
Amerikan yönetiminin kararını da Amerika'nın o günkü dış politika çıkarları belirler.
Şu anda Washington'da darbeye yeşil ışık yanmış görünmüyor. Yarın yanmayacağı anlamına da gelmez.
Eğer o günkü Amerikan çıkarları darbe gerektiriyorsa, Türkiye'de demokrasi memokrasi de Amerika'nın hiç mi hiç umurunda olmaz.
Türkiye'de Amerika'ya 'karşı' ya da Amerika'ya 'rağmen' darbe yapılabilemez.
Yapılmaya kalkılırsa, onay alınmazsa, en azından dirsek teması kurulmaz ve 'ilişmemesi' sağlanmazsa, o darbe, Talat Aydemir ile Fethi Gürcan'ın 1962 yılında sergiledikleri, İnönü'nün deyimiyle 'maskaralığa' döner ve sonu da çok acı gelir...
'Yedi düvele kafa tutacak', Türk'ün gücünü dosta düşmana gösterecek, Avrupa Birliği'ne girmekten vazgeçtiğini açıkça bildirecek, dış borçları ödemeyeceğini söyleyecek, yabancı sermayeyi kovalayacak, Kıbrıs'ta ipleri koparacak, Kuzey Irak'a saldırıp Kürt devletini yerle bir edecek, yani Amerika'ya posta koyacak 'ulusalcı' bir darbe hayalini kuran varsa, eşektir. Limonlu votkayı çekip çekip saçmalayan ve kendini solcu sanan bazı arkadaşlarımızı da ciddiye almayınız.
Öte yandan bir darbeden birkaç yıl sonra yeni kurulacak bir dinci parti de bu kez beş yüz milletvekiliyle iktidara 'sağlama' gelecektir, işin bu yönünü fena halde ciddiye alınız!
Türkiye'de darbe ihtimalinin belirebilmesi ya da makul bir süreyle ortadan kalkması için önce Amerika'nın Irak ve İran konusunda ne halt edeceğine kesin bir karar verebilmesi gerekiyor... Üst tarafı, laiklik maiklik, işin folklor kısmıdır.

--------------------------------------------------------------------------------

Bir açıklama
Geçen gün birçok rektör ve profesörümüzün uluslararası yayın endekslerine geçen bilimsel yayını olmamasından yakınmıştık ya, bazı sosyal bilimci dostlarımız bizi uyardılar...
Dediler ki: 'Sosyal bilimler, hele hukuk, hele hele anayasa hukuku gibi özel ve yerel alanlar bu açıdan çok 'nankör' alanlardır... Bu alanlarda 'uluslararası' çalışma zor, hele yayınlamak daha da zordur... Adamları suçlama...'
Öyle ya, İngilizce'yi bir Shakespeare ustalığıyla kullanıp örneğin 1876 anayasamızda padişaha tanınmış yetkilerin fazlalığını tartışsan keferenin çok umurunda sanki!... Robespierre'in 1793 Fransız Anayasası üzerine bir çalışma yapsan ilgi uyandırma şansın daha yüksek... Herifçioğlu anayasa yapmaya taa 1215 yılında başlamış, sen 661 yıl geriden geliyorsun, (Sened-i İttifak'ı 'Türk Magna Cartası'sı' sayarsan 592 yıl), hangi 'doktrini' geliştireceksin de hangi katkıyı sağlayacaksın? Amerikalılar'a 'kuvvetler ayrılığı' ilkesini mi öğreteceksin, yoksa İsveç'e sosyal devlet anlayışını mı?
Öte yandan bir kimya profesörü bir tüpten ötekine asit döktüğü zaman yazacağı 'paper' çok daha çabuk kabul görmeye hazır... Tarihin bile bilim sayılıp sayılmayacağı tartışma konusu olunca, matematiğe dayalı, yani 'exact' olmayan alanlarda bilime dişe dokunur bir katkı çok güç...
Madalyonun bu yüzünü de size aktarmak boynumun borcudur.

0 comments: